Osmanlı armasının son dönemdeki yayınlarla popülerleşmesinin ardından bu armanın bir İngiliz tasarımı olduğu yönündeki yaygın bilgiyi incelemeyi amaçlıyorum. Her alanda olduğu gibi burada da bir ifrat-tefrit çıkmazına düştüğümüzü rahatça söyleyebiliriz. Her iki tarafın iddiaları da beni rahatsız ettiğinden ve hamaset içeren her türlü söylemden uzak durmaya çalıştığımdan geç de olsa bu armayla ilgili oluşan önyargımın üzerine yıllar sonra gitmeye karar verdim. Gördüm ki çoğu önyargı gibi bu da bilgiye dayanmayan safsatalardan ibaretti. Fazla yoruma girmeden başlayalım. Baştan söyleyeyim görseli bol bir yazı olacak.
Arma; devletleri, hanedanları, şehirleri veya soylu aileleri temsil eden kalıtsal sembollerin bütünüdür. Avrupa’da yüzlerce yıldır kullanılmakta olan arma geleneği tarihimizde yoktur. Padişahların kullandığı tuğraların -ki bunlar aslında padişahın kişisel imzasıdır-, ay-yıldızın, devletin simgesi olarak kullanılan sancaklardaki tek ve üç hilalin veya daha önceki dönemlere ait tamga-damga veya ongun şeklinde görülen kuş, çift başlı kartal, fil, ejder, kılıç, ok ve yay gibi birtakım sembol, işaret ve hatta motiflerin Avrupa’daki gibi arma yerine geçtiğini düşünmek hatalı olacaktır. Heraldik (Arma bilimi) kökeni Avrupa’da 12. yüzyıla dayanan bir çalışma alanıdır. Bu alanda uzmanlaşmış okullar ve hatta mahkemeler bile kurulmuş, tasarım için resmi görevliler atanmıştır. Bu anlamda geçmişimizde bir arma kültürü yer almamaktadır.

Osmanlı Arması
III. Ahmed döneminde İbrahim Müteferrika’nın çizimlerinde; III. Selim, II. Mahmud ve sonraki dönemlerde birtakım denemelere rastlanmakta ise de bu çalışmaları arma değil Batı armalarından esinlenmiş dekoratif motifler olarak düşünmek daha doğru olacaktır zira zayıflamakta olan bir imparatorluğun birçok alanda olduğu gibi bu alanda da Avrupa’dan esinlenmesi doğaldır.
İbrahim Müteferrika’nın hazırladığı Marmara Denizi haritasının sol üst köşesindeki çizim Osmanlı arması ile birçok ortak özellikler taşımaktadır. Sağ alt köşesinde “Benim Devletlu Efendim eğer fermanınız olursa daha büyükleri yapılır, sene 1132 (M.1720)” notu bulunmaktadır.

Adeta yüzyıl sonra yapılmış kadar Osmanlı armasına benzeyen 1736-40 tarihli bir gümüşlük

I. Abdülhamid’in portresinin altına iliştirilen bir motif

III. Selim’in tahta çıktığı 1789 yılından itibaren kullandığı mühür. Osmanlı armasına benzerliği hemen farkedilebilir.

Sultan III. Selim’in emriyle Fenerli tercüman Constantine İpsilanti tarafından tercüme edilen Risâle-i Fenn-i Harb adlı eser, 1793 yılında Râşid Efendi Matbaası tarafından basılmıştır. Eserin girişinde yer alan arma çizimi, Osmanlı silahlı kuvvetlerinin özelliklerini sembolize etmiştir.

18. yüzyılda, yeni devlet sembolleri yaratma ihtiyacına paralel olarak, madalya ve nişan yaptırma geleneği başladı. Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nun (Tanzimat Fermanı) hatırasını yaşatmak amacıyla Belçikalı hakkak (oyma, kazıma ve işleme ustası) Laurent Joseph Hart’a 1850’de Tanzimat Hatıra Madalyası ısmarlandı. Daha sonra tasarlanan Osmanlı armasının en önemli ilham kaynaklarından biri olarak kabul edilir ki benzerliği de aşikardır.

Osmanlı Armasının Yapılışı
Osmanlı armasının yapılış süreci Kırım Savaşı’ndan sonra başlamıştır. Kırım Savaşı’nda Fransa, Sultan Abdülmecid’e Légion d’honneur nişanı vermişti. Osmanlı Devleti ile yakın ilişkiler kurmaya çalışan Birleşik Krallık Kraliçesi Victoria, Fransızların verdiği nişana karşılık Kasım 1856’da Osmanlı Sultanı’na Dizbağı Nişanı‘nı sundu. Geleneğe göre nişanı alan kişi ya da hükümdarların armaları Londra’da Windsor Sarayı’nda bulunan Saint George Kilisesi’nin duvarında asılmalıydı. Kraliçe Osmanlı İmparatorluğu’nun devlet arması olmadığını öğrenince Sör Charles George Young isimli arma uzmanını Osmanlı armasını çizmekle görevlendirdi.
Young İstanbul’a gelerek araştırmalarda bulundu. Buraya kadarki bilgilerde genelde bir tartışma yoktur. Ancak daha sonra Young’ın taslak tasarımının bir yıl içinde hazırlanarak Sultan Abdülmecid’e sunulduğu ve Abdülmecid tarafından yapılan birkaç küçük değişiklikle kabul edildiği yönünde bilgiler olsa da bunlar tartışmalıdır. Saint George Kilisesi’nin internetten de ulaşılabilen salonunda asılı bulunan Osmanlı arması aşağıdaki gibidir. Yani Young’ın tasarımının kiliseye asıldığı iddiası doğru bile olsa bu tasarımın daha sonraki Osmanlı armasıyla benzerliği son derece azdır. Aynı nişanın verildiği Sultan Abdülaziz için kiliseye asılan arma da bu armayla hemen hemen aynıdır.
Aşağıdaki arma üzerindeki “Honi soit qui mal y pense” ifadesi Fransızca olup“Kötü düşünen utansın”, “Bunda art niyet arayan utansın” veya “Bunda bir kötülük düşünenin başına kötülük gelsin” şeklinde çevrilebilir. Bu ifade İngiliz Dizbağı Nişanı’nın (Order of the Garter) resmi sloganıdır.


Aynı kilisede yer alan ve nişan almış kişileri toplu olarak gösteren bir görselde Sultan Abdülmecit için yer alan arma.
II. Abdülhamid Dönemi
17 Nisan 1882’de Sultan II. Abdülhamid’in talimatıyla 30 farklı sembol de eklenerek Osmanlı arması resmi olarak yürürlüğe kondu. Armanın Young tarafından hazırlanan nüvesi ve Saint George Kilisesine asılan arma ile arasında ciddi farklılıklar bulunur. Bu nedenle bu armanın İngiliz tasarımı olduğunu iddia etmek hatalı olacaktır.
II. Abdülhamid armanın halka İmparatorluğun geçmişini, eyaletlerini, askerî gücünü, bütünleştirici yapısını, şeriata ve modern yasalara bağlılığı hissettirmesi için birçok sembolden faydalanmıştır. Osmanlı arması en çok II. Abdülhamid döneminde kullanılmış ve Sultan ile özdeşleşen bir sembol haline gelmiş, imparatorluğun sınırlarını dahi aşarak örneğin Tayland’daki bir caminin giriş kapısında bile yer almıştır.
Köklü bir arma geleneğinin olmayışı nedeniyle Osmanlı armasındaki sembol kullanımının yoğunluğu ve armanın karmaşıklığı hemen göze çarpar. Belki de her kesime hitap etme ve Osman Bey’den itibaren tüm tarihi kapsama çabası bu tarz yoğun bir armanın oluşmasına neden olmuştur. Armanın son halinin tam olarak kime veya kimlere yaptırıldığı bilinemese de Sultan II. Abdülhamid’in talimatıyla saray hakkaklarına doğrudan yaptırılmış olması muhtemeldir çünkü armada kullanılan hemen hemen hiçbir sembol, yukarıdaki örneklerde görüldüğü gibi ilk defa kullanılmış değildir.
Armanın Yaygınlaşması
Osmanlı armasının resmî belgelerde bulundurulması, 12 Mart 1890’da alınan kararla zorunlu kılınmıştır. Osmanlı arması, okul karakol, kışla, gar, hastane gibi binalara da nakşedilmiş; ayrıca özel kurum ve kuruluşların ürünlerinde kullanılmasına da izin verilmiştir. Böylece resmî dokümanlardan kitap ciltlerine, tütün paketlerine kadar Osmanlı arması çok çeşitli alanlarda ve ticarethanelerde yaygın bir biçimde kullanılmıştır.
Osmanlı arması, dini mimaride ve mezar taşlarında da kullanılmıştır. Bir örneği, 19. yüzyıla ait duvar resmi ve kalemişi barındıran ve II. Abdülhamid döneminde yapılan Kütahya-Tavşanlı’daki Kurşunlu Cami’dir. Caminin harim bölümünde, Süleymaniye Camii tasvirinin yanında Osmanlı arması vardır.
II.Abdülhamid’den Sonra
II. Abdülhamid’in tahttan indirilmesinden sonra ve Sultan Mehmet Reşat döneminde, Osmanlı armasında herhangi bir değişiklik yapılmamıştır. Devlet armasında kullanılan semboller, İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin kurduğu çeşitli kuruluşların amblemlerine eklenerek yaygınlaştırılmış ve kitlesel hale getirilmiştir. Sultan Vahdeddin ise armaya kendi tuğrasını resmettirmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Arması
29 Ekim 1923 itibarıyla Osmanlı armasının hükmü kalmamıştır. 1926’da Türkiye Cumhuriyeti armasını belirlemek için bir yarışma yapılmış, 75 eser arasında ressam Namık İsmail Bey’in, ortada ay yıldız, alt kısmında mızrak üstündeki kurt simgesi olan eseri birinci seçilmiştir. Ancak Heyet-i Vekile’nin ve Mustafa Kemal Paşa’nın onayına sunulan arma kabul edilmemiştir. Üzerinde hayvan bulunan sembollerin kullanımı genel olarak kabul görmemektedir. Yarışmaya katılan diğer eserlerde de kurt figürü öne çıktığından hiçbiri onaylanmamıştır. Türk bayrağındaki ay-yıldızın arma olarak kullanımı benimsenmiş; pasaportlar ve kimlik kartları bu şekilde düzenlenmiştir.
Türkiye Cumhuriyetinin Batılı anlamda kanunla düzenlenmiş resmi bir armasının olduğu söylenemez. Bunun yerine farklı zeminlerde defacto kullanılan ay-yıldız sembolleri bulunmaktadır.
Solda ressam Ressam Namık İsmail Bey’in çalışması, sağda arma yerine kullanılan ay-yıldızımız.
Osmanlı Armasındaki Semboller
Osmanlı arması, 30 farklı sembol içerir. Bu sembollerin ne anlama geldiği konusunda armanın oluşturulduğu dönemde devletin hiçbir kademesi yeterince bilgilendirilmemişti. Sembollerin anlamları konusunda 1905’te resmî bir çalışma yapılmış ve kayda geçirilmiştir. Armadaki semboller şunlardır:
- Eski bir savunma silahı olan kalkan, armanın merkezini teşkil eder.
- Kalkanın üstünde ve tam ortasında sorguçlu serpuş yer alır. Batı’daki armalarda görülen taca karşılık geldiği düşünülür.
- Tepe noktasında, sultanın tuğrası bulunur. Tuğra, bir güneş tarafından çevrelenmiştir. Tuğranın etrafındaki güneş motifi, kimi kaynaklarda padişahın tebaayı aydınlatan güneşe benzetilmesini şeklinde yorumlanmıştır.
- Abdülhamid’in son dönemlerine doğru armaya hilal ilave edilmiştir. Armada, ortasında padişahın tuğrasının yer aldığı madalyonu alttan kuşatan ve uçları yukarı doğru bakan hilalin içinde “El-müstenidü bi-tevfîkâtir-Rabbâniyye meliküd-devleti’l-Osmâniyye” (Osmanlı melikleri Allah’ın yardımına dayanarak iş görürler.) ibaresi konmuştur. Tuğranın altındaki hilal, padişahın dünyadaki bütün Müslümanların koruyucusu olduğu şeklinde de yorumlanmıştır.
- Sağ ve sol taraflarında serpuşa yakın bir noktasında birer adet mızrak vardır.
- Mızrakların hemen yanında sağda kırmızı ve solda yeşil sancaklar püskülleriyle birlikte toplanmış bir vaziyette çapraz olarak yer alır. Al ve yeşil zeminli sancaklar Osmanlı’da 19. yy öncesinde orduda, donanmada ve sivil filoda diğer sıklıkla kullanılmıştır. Al zemin —Sultan Abdülaziz’den sonra vişne çürüğü zemin— üzerine beyaz hilâl ve beş köşeli yıldız detaylı sancak devletin resmî sancağıdır ve Trablusgarp hariç tüm eyalet ve sonraki vilayetlerin de sancağı olarak kullanılmıştır. Günümüzdeki bazı örneklerde soldaki yeşil zeminli bayrakta üç hilal yer alsa da tarihi örnekleri açıkça göstermektedir ki her iki bayrakta da tek hilal vardır.
- Ortada, kenarına 12 küçük yıldız işlenmiş kalkan bulunur. 12 yıldız, kimilerine göre 12 burcu simgeler, kimilerine göre Osmanlı Devleti’ni evrenin merkezine koyma anlamındadır; kimilerince Osmanlı İmparatorluğu’na bağlı bölgelerle alakalıdır.
- Armadaki silahlar, cengaverliğin ve ordudaki çeşitli grupların simgesidir. Sağ tarafta eski silahlar, sol tarafta yeni silahlar vardır. Sağdaki silahlar tek ve çift taraflı teber, bir adet kargı, piyade ve süvarilere ait yeni usulde yapılan kılıç, bir top, bir adet zırh ve eskiden kullanılan bir aşiret kılıcı ile tomardır (gülle sürgüsü). Soldaki silahlar, Nizam-ı Cedit ıslahatları sonrasında Osmanlı ordusunun asli teçhizatı haline gelen süngülü tüfek, tek ağızlı teber, genelde subayların kullandığı bir silah olan revolver, asadır. Armada silahların toplu olarak yer almasının ana nedeni güçlü Osmanlı ordusunun bütün unsurları ile yansıtılması kaygısı olduğu düşünülür.
- Şeşper ve asaya asılı terazi, adaleti simgeler.
- Terazide bulunan iki kalın kitaptan alttaki kırmızı ciltli olan, Osmanlı kanunnameleri; üstteki yeşil ciltli olan Kur’an’dır.
- Osmanlı sancaklarının birleştiği noktada, sola doğru uzayarak tasvir edilen bir bereket boynuzu bulunur. Çiçekle dolu bereket boynuzu, hoşgörü ve müsamahayı, devletin birleştirici yapısını simgeleyen bir sembol şeklinde yorumlanır. Kimileri ise bunu Osmanlı topraklarının bereketini simgeleyen bir sembol olarak yorumlar.
- Gemi çapası, gemiciliğin evrensel sembolüdür.
- Modern mızıka takımında kullanılan bir çalgı olan borazan, iletişim ve haberleşmenin simgesi olarak düşünülür. Yeniçeri ocağındaki Mehterhane ve Türk töresindeki nevbet geleceğine gönderme yapar.
- Meşale, geleceğe yönelik ülkülerin ve eğitimin sembolüdür.
- En altta, kıvrık dallardan oluşmuş bitkisel motif bulunur. Motif, Osmanlı bezemelerinde sıklıkla görülen rumi ve palmet desenlerini andırır.
- En altta asılı madalyonlar; İmtiyaz Nişanı, Osmaniye Nişanı, İftihar Nişanı, Mecidiye Nişanı ve Şefkat Nişanı’dır.
Osmanlı Armasının Kullanıldığı Örnekler
Kumaş üzerine işlemeli Osmanlı arması A. Nakkaşyan, Halep, 24 Haziran 1908

Kudüs’te Osmanlı arması

Hariciye Nezareti Salnamesi’ndeki Osmanlı arması (Salname: Resmi olarak hazırlanan yıllık)

Mermerden Osmanlı arması, Kocaeli Arkeoloji ve Etnografya Müzesi

Alman İmparatoru II. Wilhelm’in 1898’de Kudüs’ü ziyareti sırasında kendisine sunulan Osmanlı arması

Mahmud Celalettin Paşa’nın mezar anıtı (1903)

Çini vazoda Osmanlı arması – Yıldız Sarayı

Kapalı Çarşı girişinde Osmanlı Arması

Topkapı sarayı bahçesinde bulunan armalar:



Tayland, Bangkok, Bang Uthit Cami – II. Abdülhamid döneminde camiye Osmanlı arması hediye edilmiştir. Caminin şuanki hali TİKA tarafından restore edilmiş şeklidir.

Osmanlı arması hakkında daha ayrntılı bilgi almak için Kemal Özdemir’in “Osmanlı Arması” adlı kitabına bakılabilir.


