Renklerin bile dili varmış,
Her biri ayrı ayrı konuşurmuş!
Birine hüzün
Birine hasret
Birine muhabbet yazılırmış!
Konuşabilmek…
Söyleyebilmek…
Güzel şey olsa gerek!
Tadmak isterdim doya doya!
Gözümden düşen yaş misali
Sözcükleri boşluğa armağan edebilmek…
Bir gülü dalından koparır gibi…
Geri dönüşü olmayan
Geri dönmesi gerekmeyen sözcükler…
Sözcükler…
Söz…
Söz!
Bir daha konuşmayacağım;
duymayacaksın sesimi.
Ama
dinle bi kere,
Sana söyleyemediğim sözlerimdir bunlar!
Veremediğim
ve tutamadığım sözlerim…
Tutamayacağım…
Dur, dinle ne olursun!
Ne daha önce benden duydun bunları
ne de bundan sonra başkasından duyabilirsin!
Bir başka mevsime ait bu esinti,
Üzerine güneşin hiç doğmadığı topraklara ait…
Ne gözler gördü
Ne kulaklar şahid oldu!
Dinle,
Bilir misin?
Tüm ömrünü feda edebileceğin bir kelimeye dilini dokundurmak…
Nasıldır?
Beyhude alıp verdiğin nefeslere yazık olmaması için…
Feda olması…
Bi kelime
bari bi kelime…
Gönül kuş olup uçsa yeridir!
O an,
Yıldızların neden kıskançlık hummasına yakalandığını merak ediyorsan;
gözlerime bak!
Anlarsın
Cennete uzaktan uzağa bakmaktan azade olmak nasıl bir şeymiş!
Sürgünlüğün sona ermesi…
Adımını atmak içeri…
İlaydanın diyarına…
Bak,
Kulağımda fısıltılar…
HOŞGELDiN!

Kasım Kurt

1981 Erzurum İli Karayazı İlçesi doğumluyum. Lise öğretmenimin tabiri ile "Türkiye'nin Çatısı" gibi yüksek rakımlı bir yer olduğu için ömrüm üşümekle geçti. Ondan mıdır bilmem Liseyi bitirdikten sonra Üniversiteyi Adana-Çukurova Üniversitesinde PDR Bölümünde okudum. Öğretmenliğimin bu yıllarını da Bursa Orhangazi'nin sıcağında geçirmekteyim. Evli bir çocuk babasıyım.

Yorum yap