Allah (c.c.) kulunu bilmez mi!
Kulu nasıl ikna olur, iyiliğe ve doğruya meyleder, yüreği ferahlar diye Yaratan bilmez mi hiç!
İlahi vahiy, bunu hep dikkate almış ve bu nedenle kullandığı yöntemlerden biri de önceki Peygamberlerin (Allah onlardan razı olsun) kıssalarına da yer vermiştir.

Söz konusu olan son vahiy, son Peygambere indirilen son Kitap olunca, insan her bir ayetin anlamını yakalama ve her bir ayete anlam verme çabasında oluyor.

Tefsir ilminin ana konularından bir tanesi de Peygamber kıssalarıdır. Kıssalar, Risalet ortamında ne kadar önemli idiyse bizim için de o kadar önemli olsa gerek.

Peygamberler tarihi ile ilgili, anlama ve anlam verme noktasında, genelde kullandığım bir soru var:
Kur’an bu Peygamberi anlatmasaydı ne kaybedecektim ve ne eksik kalacaktı? Aynı zamanda ilgili surede o Peygambere yer verilmeseydi surenin anlamında ne eksilecekti?
Anlam merkezli bir hayat ve Kur’an metninin anlam amaçlı olarak kullanılmasında bunu “anlamlı ve işlevsel” bir soru olarak düşünüyordum. Genel anlamda hâlâ bu kanaatteyim.
Tabii ki ilgili soruya birçok anlam ve işlev yükleyebilirim.
Ancak, bu önemli gördüğüm soru, her defasında üç tane Peygamber nedeniyle cevapsız kalıyordu:
Hz. İdris
Hz. Zülkifl
Hz. Elyesa

Kur’an bu peygamberlerin tevhit mücadelesinden bahsetmez. Bir iki ayette değinir ve her üç Peygamber için Sabırlı, Salih ve Hayırlı olduklarından bahseder. O kadar.
Biraz edep sınırlarını aşacak olursam, şöyle derdim: Bu mu yani! Üç tane koca ömür için üç kelime…
Tabi bir de hiç bahsedilmeyen Peygamberler de var. Unutulup giden…
Tıpkı Hz Meryem’in o zor anında söylediği gibi: “Keşke unutulup gitseydim!”
Unutulup gittiler…

Kur’an’a ve hatta dine; yazılı bir metin, çözülmesi gereken, kritik edilmesi gereken, yazı üzerinden anlaşılması gereken bir metin gözüyle bakarsak bahsetmiş olduğum o Peygamberlerle ilgili anlam kaybolmakta.
Yani ilgili ayetin tefsirinde sabırdan, salih olmaktan, hayırlı olmaktan uzun uzun bahsedebiliriz. Hatta kelimenin kökeni ve tarihsel örnekleri üzerinden de uzun uzun yazılar yazabiliriz.
Ancak sabırlı olmak, salih olmak ve hayırlı olmak zaten diğer peygamberler ile ilgili bahsedilmişti. Dolayısıyla bu üç Peygambere üç kelime ile değinilmeseydi Kur’an’ın anlamında ve surenin anlamında bir eksiklik olmayacaktı aslında. Çünkü zaten sabırlı olmaktan, salih olmaktan ve hayırlı olmaktan farklı yerlerde defalarca bahsedilmişti. Zülkifl’i de an; “sabredenlerdendi” denmeseydi de fazla bir şey kaybetmeyecektik/kaybetmeyecektim.
Düşünüyorum da asıl hatayı da burada yapıyormuşum. Kur’an’ın anlamını, dinin anlamını yazılı metin üzerinden yakalamaya çalışmak ne büyük bir haksızlık; anlama, tarihe, sirete ve kıssalara…

Efendimiz (s.a.v.) misali, Müslümanlar arası ilişkilerden, Kitap Ehlinin hainliklerinden, münafıkların ikiyüzlülüklerinden ve oyunlarından, müşriklerin baskılarından dolayı bunaldığınız ve sabrınızın tükendiğini hissettiğiniz anda ancak “o bir kelime” anlamını buluyor: “İsmaili, İdrisi ve Zülkifli de hatırla; onların hepsi sabredenlerdendi.” (Enbiya 85)
Salih birisi olmaya çalışmakla ömür geçirmişseniz ve bundan dolayı çekmediğiniz kalmamışsa ancak o zaman Elyasa Peygamberin salih olması anlam kazanabiliyor sizin için.
Veya ana-baba için, memleket için, yaşadığınız âlem için, aileniz için hayırlı birisi olmaya çalıştığınızda ve bundan dolayı tükenme noktasına geldiğinizde; ancak o zaman O Peygamberin sadece bir kelime ile anılması anlam kazanıyor.
Bir ömür sabırlı olmaya çalışın, bir ömür salihlerden olmaya çalışın, bir ömür hayırlı işler yapmaya çalışın. Bundan da taviz vermeyin. Sonra kınanın, işkence görün, yerinizden yurdunuzdan kovulun, hatta aileniz de sizi terk etsin, hain ilan edilin…
“İsmail, Eyesea’ ve Zülkifl’i de an; Onların hepsi hayırlı kimselerdi. (Sâd 48)
İşte ancak o zaman bu soruyu (Kur’an bu peygamberi anlatmasaydı ne kaybedecektim ve ne eksik kalacaktı?) kendimize sorabilir ve anlamını yakalayabiliriz. Çünkü ANLAM, yazabileceğimiz bir şey değildir; yaşarken hissedip fark edebileceğimiz bir şeydir.
Zülkifl Peygamber, nasıl oldu da bir ömür sabredebildi?
Elyesa Peygamber nasıl iyilerden olmaya devam edebildi?
Bir ömrü salih amelle doldurmak, nasıl mümkün olabilir?

“Anlıyorum” diyebilmeyi hak eder miyim bilemiyorum, ama sanırım hata yaptığımı anlıyorum. Anlamlı bir hayatınız yoksa, Kur’an’daki anlamı bulamazsınız. Kur’an ve din, sizin hayatınıza bir anlam da vermez o zaman. Kur’an ve din, ancak hayatın tam ortasında anlamlı olabilir ve siz bu anlamı yüreğinizde hissedebilirsiniz.
Belki de bu nedenle “Kur’an bir hayat kitabıdır.”
Ve bu nedenle “Takva sahipleri için bir hidayet rehberidir.”

Kasım Kurt

1981 Erzurum İli Karayazı İlçesi doğumluyum. Lise öğretmenimin tabiri ile "Türkiye'nin Çatısı" gibi yüksek rakımlı bir yer olduğu için ömrüm üşümekle geçti. Ondan mıdır bilmem Liseyi bitirdikten sonra Üniversiteyi Adana-Çukurova Üniversitesinde PDR Bölümünde okudum. Öğretmenliğimin bu yıllarını da Bursa Orhangazi'nin sıcağında geçirmekteyim. Evli bir çocuk babasıyım.

2 thoughts on “Ya Seni Tanımasaydım

  • seferdefteri
    2 Kasım 2020 tarihinde, saat 11:00
    Permalink

    İç acıcı bir yazı.

    Yanıtla
    • Kasım Kurt
      20 Kasım 2020 tarihinde, saat 11:34
      Permalink

      Teşekkür ederim hocam

      Yanıtla

Yorum yap