Bu çalışmamı aslında bir seri olarak başlatmak istiyorum. İslam dininin temel kaynağı olan Kuran üzerinde kısa bir süredir bazı ifadelere takılmış durumdayım ve bunu bir seri olarak sunabilmek için kendimce mantıklı, anlaşılabilir bir kronoloji belirledim. Hepsinden önce belirtmem gerek ki bu çalışmayı bu alanda uzmanlığı bulunan biri olarak değil, okuduğunu anlamaya ve anlam vermeye çalışan bir Müslüman olarak kaleme alıyorum.

İslam hakkında bir şeyler söyleyeceksek önce İslam kelimesinin köklerine (etimolojisine) biraz inmemiz gerekli.

“İslâm” kelimesinin kökü س ل م (s-l-m) üçlü Arapça kökünden gelir. Bu kök Arapçada çok zengin anlamlara sahiptir. En temel mânâları:

  • selâm → barış, esenlik, güvenlik

  • selâmet → kurtuluş, sağlamlık

  • teslîm → boyun eğmek, teslim olmak

  • müslim → teslim olan, boyun eğen kimse

İslâm ise bu kökten türemiş olup kelime anlamı olarak:

  • Allah’a teslimiyet

  • Barışa girmek, barışa teslim olmak

  • Selâmete (kurtuluşa) ermek demektir.

İslam’ın temel kaynağı olan ve amacı başlıbaşına insanları doğru yola ulaştırmak olan Allah’ın kelamı Kuran’la ilgili ilk çalışmamda ”kurtuluşa erenler” ifadesini açmaya çalışacağım.

Kur’an’da “kurtuluşa erenler” ifadesi genellikle “المفلحون (el-muflihûn)” şeklinde geçer. Bu kelime “felâh bulanlar, başarıya/kurtuluşa erenler” demektir. Başarı ve kurtuluş anlamını aynı anda verir.

Yapılan klasik sözlük ve dizin çalışmalarına göre “el-muflihûn” ifadesi Kur’an’da 40’tan fazla ayette geçmektedir.  

Kuran’da bu kadar sık geçen kurtuluşa erenler kimdir? Bunun cevabını yine Kuran ayetlerinde buluyoruz.

  • İman edip Rablerinden gelen hidayete uyanlar (Bakara 2/5)

  • Namazlarında huşû içinde olanlar ve namazlarını dosdoğru kılanlar (Müminûn 23/1-11)

  • Boş söz ve işlerden yüz çevirenler (Müminûn 23/3)

  • Zekâtı veren ve mallarıyla infak edenler (Müminûn 23/4, Haşr 59/9)

  • İffetlerini koruyanlar (Müminûn 23/5)

  • Emanet ve ahde riayet edenler (Müminûn 23/8)

  • Hayra çağıran, iyiliği emredip kötülüğü men edenler (Âl-i İmrân 3/104)

  • Sabreden, sabırda yarışan, Allah’tan korkan ve Allah’a tevekkül edenler (Âl-i İmrân 3/200)

  • Malları ve canlarıyla Allah yolunda cihad edenler (Tevbe 9/88-89)

  • Allah ve Resulüne çağrıldıklarında “işittik ve itaat ettik” diyenler (Nûr 24/51)

  • Nefsin cimriliğinden korunanlar (Haşr 59/9)

  • Namazdan sonra Allah’ın lütfundan rızık arayan ve Allah’ı çok zikredenler (Cum‘a 62/10)

  • Allah’ın sevgisini, imanını ve ruh desteğini kazananlar (Mücadele 58/22)

  • Cennet halkı olanlar (Haşr 59/20).

 Kur’an’da kurtuluşa erenler” (el-muflihûn) ifadesi farklı bağlamlarda tekrar eder. Ayetler incelendiğinde, en sık vurgu yapılan özellik şudur:

 İman edip Allah’a itaat edenler → “İman eden, Allah’a ve Resulüne teslim olan, O’na itaat edenler kurtuluşa erer.”

Bunun yanında tekrar eden başlıca vurgular şunlardır:

  • Takvâ (Allah’tan korkmak, sakınmak)

  • Namazı dosdoğru kılmak

  • İnfak/zekât vermek

  • Sabır

Ama sayıca bakıldığında en sık tekrarlanan şart “iman + takvâ + Allah’a itaat” üçlüsüdür.

Yeterince donanımım olmadığı için özellikle şahsi yorumlarımdan ziyade konu ve bütünlük bağlamında ele almak istediğim ayetleri herhangi bir müdahalede bulunmadan olduğu gibi veriyorum.

Bu ifadeleri biraz daha irdeleyerek 3 ana boyuta bölmek istiyorum.

– Bireysel boyut (Kişisel gelişim ve ruh dünyası)

  • İman → sağlam bir inanç temeli olmadan diğer amellerin anlamı yok.

  • Namazda huşû → zihinsel disiplin, iç huzur ve odaklanma.

  • Sabır → zorluklara dayanma, psikolojik sağlamlık.

  • Nefsin cimriliğinden korunmak → içsel bencilliği yenmek, öz disiplin.

  • İffet → bireysel ahlâk ve irade gücü.

– Toplumsal boyut (İnsanlar arası ilişkiler)

  • Boş işlerden uzak durmak → sosyal faydasızlığı bırakıp üretken olmak.

  • İyiliği emretmek, kötülüğü engellemek → toplumsal sorumluluk bilinci.

  • Emanete ve söze sadakat → güvenilirlik, hukuk ve ahlâk düzeninin temeli.

  • İnfak ve zekât → sosyal adalet, fakir-zengin dengesini korumak.

  • Muhacirleri sevmek ve desteklemek (Haşr 59/9) → göçmenlere yardım, toplumsal dayanışma.

– Evrensel boyut (Allah’a karşı sorumluluk ve hayat anlayışı)

  • Allah’a teslimiyet → özgür iradeyi bilinçle Allah’ın iradesine bağlamak.

  • Allah’ı çok zikretmek → hayatı sürekli ilahî bilinçle yaşamak.

  • Cihad (mücadele) → sadece savaş değil, hak ve adalet için bütün alanlarda çaba göstermek.

  • Cennet hedefi → hayatın nihai anlamını ahiret perspektifiyle kurmak.

Yukarıda ifade etmeye çalıştığım tüm konuları ele aldığımızda ”kurtuluşa erenler” ifadesinin dünya hayatını bir oyun ve eğlence yeri olarak görmeyen her Müslüman için çok elzem ve üzerinde derin düşünülmesi gereken bir ifade olduğunu düşünüyorum. Adaletsizliğin, zulmün bu kadar arttığı ve önüne geçilemediği günümüz coğrafyasında başarıya/kurtuluşa ermekten başka bir şansımız yok.

Kendim için yazıyorum.

Yorum yap