Yaratan ve yaşatan Allah’ın adıyla.

“Onlara ısınıp kaynaşasınız diye size kendi türünüzden eşler yaratıp aranıza sevgi ve şefkat duyguları yerleştirmesi de O’nun kanıtlarındandır. Doğrusu bunda iyi düşünen kimseler için dersler vardır.” 30:21

İnsan..
Âdem (as) ile başlayan imtihan dünyasının baş rol oyuncusu. Her şeyin emrine verildiği, yer yüzüne halife seçilmiş, en güzel şekilde yaratılan insandan, en güzel şekilde yaşaması beklenmiştir. Bununla beraber Âdem’in karşısında duran şeytan, insanın da karşısında duracak; dosdoğru yolun üzerine pusu kuracaktır elbet. Yükü ağır, yolu uzun ve tehlikeli bu yolculukta, tehlikelere göğüs gerecek, Allah’ın rızasını gözetecek, elbise ve sekinet olmanın hakkını verip sarp yokuşu tırmanmayı göze alan ise göz aydınlığı eş olacaktır. Şeytan’ın gücünü zayıflatacak, insanı Âdem kılacak olan göz aydınlığı eş… Nedir, kimdir? Furkan Suresi bağlamında bunun üzerinde durmak istiyorum.

Furkan Suresi 63-74. ayetler de muttakilerin vasıfları bildiriliyor. 74. ayette Rahman’ın bu cennetlik kullarının bir duasına yer veriliyor: “Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” Bu duayı bilmeyenimiz yoktur. En kötü ihtimalle bir kına gecesinde, nikah merasiminde yahut söz merasiminde duymuş olmalısınız. Ayetten habersiz bir şekilde dilimizde döndürdüğümüz bu duanın aslı ve mahiyeti üzerinde naçizane biraz durmak istiyorum.

Ayetin öncesinde takva sahibi olmanın adeta rotası çiziliyor. Öncelikle muttaki yani takva sahibi bu kimselerin vasıflarını hatırlamakta fayda var.  Bu kimseler,

  1. Yeryüzünde mütevazı bir şekilde yürürler ve cahiller kendilerine sataştığında da “selametle” derler.
  2. Geceleri, Rablerine secde ve kıyam halindedir.
  3. “Rabbimiz! Bizden cehennem azabını uzaklaştır; doğrusu onun azabı sürekli ve acıdır. Orası şüphesiz kötü bir yer ve kötü bir duraktır.” diye dua halindeler.
  4. Harcamalarında israftan ve cimrilikten uzak bir şekilde orta yolu tutarlar.
  5. Allah ile beraber başka bir tanrıya yalvarıp/tapınmazlar.
  6. Allah’ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar.
  7. Zina etmezler. (Allah tövbe edip salih amel işleyenin kötülüğünü iyiye çevirir, geçmişinde yapmış olsa dahi.)
  8. Yalana şahitlik etmezler.
  9. Boş ve kötü söze rastladıkları zaman vakarları ile geçerler.
  10. Allah’ın ayetleri hatırlatıldığında kör ve sağır davranmazlar. (İşittiklerinin gereğini yaparlar.)
  11. Ve onlar: ‘Rabbimiz, bize eşlerimizden ve soyumuzdan, göz aydınlığı olacak (çocuklar) armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl,’ diyenlerdir.

Allah en doğrusunu bilir ama göz aydınlığı kişi nasıl olur sorusunun cevabını duadan önceki ayetlerde buluyoruz zannediyorum. Evlilik iki taraf arasında gerçekleşen bir şey. Dolayısıyla burada durup düşünmemiz, sormamız gereken şeyler var. Bizler göz aydınlığı eşler ve zürriyetler isterken birilerine göz aydınlığı olabiliyor muyuz mesela? Yukarıda sayılan vasıfların kaçından haberdarız ya da kaçına sahibiz? Allah sana/bana göz aydınlığı eş isteme hakkını bu vasıfları taşıdıktan sonra veriyor olabilir mi? Varacağım sonucu daha doğru bir biçimde mütalaa etmek adına sayılı vasıfları tekrar okumakta fayda var.

Gecesi kıyam ve secde ile geçen bu insanlar, cehennemin azabından korkuyor ve dua ediyor. Gecesi goygoyla, gıybetle, fuhşiyatla, boş işle geçen ve cehennemden zerre korkmayan iman ettiğini söyleyen kişi ise bu halis kulların talip olduğu göz aydınlığı eşe ve zürriyete talip. Sizce de bir gariplik yok mu bu işte? Yine bu muttaki kullar, -dışarıdan bakıldığında- tam da kendileri gibi göz aydınlığı eşleri ve zürriyetleri hak ediyorken müstağni tavırdan uzak bir şekilde; sahip oldukları bu güzel hasletlerinin Allah’ın hidayetinin neticesinde olduğunun bilinciyle göz aydınlığı olanı da Allah’tan istiyorlar.

Dikkatimi çeken başka bir husus ise, dualarında takva sahiplerine önder olmayı istemeleri… Bu ayet ile göz aydınlığı olan kimselerin göz aydınlığı eş istediği/ isteyebileceği iyice berraklaşıyor. Zira takva sahibi olmayan, takva sahiplerine önder olabilir mi? Ayetleri dışarıdan okuduğumuzda üzerimize hiçbir sorumluluk almadan talep ettiğimiz göz aydınlığı eş ve zürriyetin aslında ne kadar büyük bir sorumluluk gerektirdiğinin farkında mıyız?

Sure, “(Ey Muhammed!) De ki: “Duanız olmasa, Rabbim size ne diye değer versin! Siz yalanladınız. Öyle ise azap yakanızı bırakmayacak.” ayeti ile bitiyor. Burası da çok manidar. Zira dua, meselelerimize Allah’ı davet etmektir. Bütün işlerin ona döndüğünün idrakinde olmaktır. Sen ne kadar iyi olursan ol, ne kadar takvalı olduğunu sanırsan san, Allah sana hidayet etmeseydi bunların hiçbirisi olmazdı. Güzel sonuç Rabbimizdendir. Rabbinin yanında değerli olansa yeryüzünde de değerlidir. 19/96[1]  Ve sen, göz aydınlatmadan gözün aydınlanmayacak.

“Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” 

Göz aydınlığı bulmadan önce göz aydınlığı olmayı nasip eyle.

                                                                              🌿

[1] İman edip dünya ve âhiret için yararlı işler yapanlara gelince, Rahmân onlar için (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır.

Tefsir talebesi | Arada yazar, canı sıkılınca çay içer.

2 thoughts on “Göz Aydınlığı Bulmadan Önce Göz Aydınlığı Olmak

  • 15 Ekim 2021 tarihinde, saat 22:02
    Permalink

    Hep en iyisini isteriz kendimiz için. Hep en güzeli en doğrusu olsun deriz. İnsanoğlu doyumsuzdur lakin kendimize dönüp bakmayı düşünmemişiz hiç. O “En iyi!” kişi olabilmek için çabalamamışız. Ne kadar güzel yazmışsınız “Önce göz aydınlığı olabilmeyi nasip eyle.” diye. Sayenizde ayette sıralanan maddelerin ne kadarını taşıyorum diye tekrar tekrar gözden geçirdim bugün kendimi. İyi ki yazmış, iyi ki göz aydınlığı olabilmenin önemini bizlere aktarmışsınız. Çok teşekkür ederim elinize emeğinize sağlık!

    Yanıtla
    • 15 Ekim 2021 tarihinde, saat 22:55
      Permalink

      Çok teşekkür ederim, faydalı olabildiysem ne mutlu bana 🙂 Rabbim hepimize önce göz aydınlığı bireyler olmayı nasip etsin.

      Yanıtla

Yorum yap