Yeni bir yıla, örneğine ancak taş çağlarında rastlayabileceğimiz, Yunan tragedyalarından daha acıklı bir olayla giriverdik. Canının istediğine istediği postayı koyan ve kendisini yeryüzü tanrısı sayan -buna da kimsenin ses çıkarmadığı- ucube titan; başka bir ülkenin devlet başkanını bir gece ansızın eşiyle birlikte yatak odasından sürükleyerek çıkardığını bütün dünyaya duyurdu.
Aslında başka bir kelama, paragrafa hiç gerek olmaksızın yeryüzündeki herkesin kanının donması, isyanının arzı doldurması gerekirken gene çıt yok. Bu sessizliğin manası kanımca şudur: Elbette yeryüzündeki tüm yatak odalarının tapusu senindir Yüce Titanım. Ne zaman istersen girer eşimi ve beni canın nasıl isterse çıkarabilirsin, istediğin resmi verebilirsin.
Bir yerde bir haksızlık varsa üçüncü bir duruş olamaz. Ya yanındasındır ya karşısında. Sessizlik bir seçenek değildir ey insanlar! Ey ölüm uykusunu yaşamın kendisi gibi algılayan güruhlar! Ruhsuz ruhlar!!! Kime yapıldığı ve niçin yapıldığı fark etmeksizin haksızlık, haksızlıktır. Önce bunu önle, önleyemiyorsan “Ben senden değilim!” de, savaşabildiğin kadar savaş, sonra nedenlerini konuş.
Şu gün olmuş; Burger Kinglerde, Starbuckslarda utanmadan, yüzleri kızarmadan kahvelerini zıkkımlanan ahmaklar, yatak odalarındaki güvenlikten neden bu kadar eminler acaba? Bir gün titanın namussuz ve pis elinin oraya uzanmayacağının garantisini nereden alıyorlar? Yeryüzündeki bunca adaletsizliğe rağmen adaletsizliğin sağlayıcıları ile bu kadar içkin bağı nasıl kurabiliyorlar? Nasıl suçluluk duymazlar emperyalist zehirlerini zıkkımlanmaktan, onların cebine ölümcül silah paralarını koymaktan? Bu kadar aymaz, ahmak, cahil ve soysuz olmak için nerede ve nasıl yetişmek gerekiyor acaba?
Boykot meselesi Filistin meselesi değil kardeşim; bir onur meselesi, namus meselesi; ne zaman uyanacaksın buna? Boykot meselesi bir dik duruş meselesi, haksızın karşısında olma meselesi, en azından yanında olmama meselesi. Dünyanın yakın bir gelecekte sadece ikiye ayrılacağını öngörmemek için beyninde saman balyası taşıman gerekiyor değerli kardeşim. Yakın bir gelecekte sadece onlar ve diğerleri olacak. Aslında şimdi de öyle ama embesillerin anlayacağı düzeyde belirgin olmayabilir şu an.
Buradan bakarsak meselenin Filistin, Irak, İran, Sudan, Yemen, Venezuela ve diğerleri olmadığı çok aşikar. Mesele özgürlük, bağımsızlık, insanca yaşam meselesi. Afrika’da yüzbinlerce aç olmasının sebebkârlarının aynı odaklar olduğunun, yeryüzünde nerede karmaşa, terör, haksızlık varsa aynı tezgahın sonucu olduğunun, dünyayı kendileri gibi algılamayanlara karşı tahammülsüzlüğün ve yaşam hakkı tanımamalarının sonucu olduğunun anlaşılması meselesidir. Bunu anlamak için tüm terör örgütlerinin finansmanlarının kim olduğunu araştırmana gerek yok. Bunu anlamak için gelir adaletsizliğinin bilimsel nedenleri üzerine laboratuvar çalışması yapmana gerek yok. Dünyadaki sayısız düşünce kuruluşunun sayısız raporlarını okumana da gerek yok. Zaten yapmayacaksın da.
Bunu anlamak için soğuğun, kışın ve yağmurun ortasında çocukları tir tir titreyen bir Filistinli annenin, tek göz odada 6 çocuğu barındırmaya çalışan Afrikalı bir babanın, gecenin bir yarısı yatak odasından sürüklenerek çıkartılan bir devlet başkanının yerine kendini 10 dakika koy yeter. İşte tüm bunları yapabilmelerinin sebebi; senin beş dakikalık aptal kahve zevkin sevgili kardeşim, zehir zıkkım olsun!
