Bölgemizde yaşananlar o büyük yenilmezlik tabelasını indirdi.
Zihinlerimizde kurdukları prangalar sökülüp atıldı.
İllüzyon sona erdi…

Yıllarca eşit olmayan güçlerin savaşlarına tanıklık etti bölgemiz; birçok defa tarifsiz acılarla ve boynu bükük ayrıldı savaş meydanlarından insanlarımız.
Bu defa en büyük kazanım, dirençle karşılaşanların, ABD’nin çaresizliği.
Özgüvenimiz geri geldi.

Hayrı ve şerri Rabbimiz bilir; zorlu görünen bu sürecin sonucu hayır olur inşallah.
Rabbim bizlere, bölge insanlarımıza kolaylıklar, feraset ve başarı versin.

Körfez ülkeleri, güvenlik ve ticaret anlaşmaları gereği sözde Amerika koruma şemsiyesi altındaydı; bu gerekçeyle topraklarında üsler mevcuttu.
Peki ne oldu? Tam güvenliğe ihtiyaç duydukları anda Amerika adeta tası tarağı toplayıp kaçtı.
Kaçtı diyorum; çünkü üsleri bir koruma kalkanı gibi kullanması gerektiği yerde, savaşın ilk anlarında askerlerini güvenli gördüğü otellere tahliye etti.
Sadece ve sadece kendisi ile İsrail’in canının derdine düştü.

Özellikle Körfez ülkeleri, topraklarında bulunan üslerin kendilerini korumayı bırakın, savaşın bir parçası hâline getirdiğini gördüler.
Yıllarca dimağımıza yerleşen o söz, deneyimlerimizin bir tekerrürüydü:
Amerika’nın düşmanı olmaktan daha ölümcül olan, Amerika’nın dostu olmaktır.

Umulur ki savaşın tam da öncesinde Türkiye’nin önerisi olan, bölgede orta güçlerin birleşmesi [Pakistan, Türkiye, Suriye, Irak, Mısır, Suudi Arabistan] fikri hayat bulur ve büyük bir güce dönüşür.
Aksi hâlde dünyanın girdiği bu türbülansta, Venezüella ve İran gibi bir senaryo her bir devlet için tehdit olarak önümüzde duruyor.

Un, su, şeker…

Bölgemizde yaşananlar bilinen bir gerçeği net şekilde ortaya çıkardı:

Bölge ülkeleri; Türkiye, Suriye, İran, Irak ve Körfez’in elinde bulunan yer altı ve yer üstü kaynakları, Avrupa ve Amerika için hayati önem taşıyor.

Bölgede yapılan ekonomik sınırlandırmaların etkisi her geçen gün kartopu gibi büyüyor ve tabloyu gözler önüne seriyor.

Öyle ki yıllarca dünyaya parmak sallayan, sözde bu kaynakların sahipleri gibi davranan küresel düzen kurucularının ipleri aslında bölge ülkeleri ve insanının elinde.

Ancak kurdukları hegemonya, bu sahte illüzyon, adeta gözlerimizi perdeliyor.

Zalimler; böl, parçala, yönet anlayışıyla insanımızı birbirine kırdırıyor.

Büyük balık küçük balığı yutuyor.

Bölge insanı olarak birlik ve beraberlik içinde olursak, kirli oyunlarına alet olmazsak; bölgemizin kaynakları bizleri ihya eder, huzur ve güven içinde yaşarız.

Un, su, şeker hazır, helva yok!?

Yorum yap