İnsanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolun ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olan Kur’an, Ramazan ayında indirilmeye başlandı. (Bkz. Bakara Suresi ve Kadir Suresi).

Genel eğilim, Ramazan ayını ve orucu Kur’an’a refere ederek açıklamaya çalışmaktır. Ramazan ayının bereketi Kur’an’a dayanmak ve onu yaşamak iledir. Oruç, bir nevi vahye hazırlık olsun içindir.

Peki ya Kur’an’ın mesajı ve maksadı zaten bilinen Ramazan ayına işaret ediyorsa. Yani ya vahiy kendisini zaten bilinen bir anlama ve gündelik tarza dayandırmak amacı taşıyorsa!

Yani anlam önceliği vahiyde değil de Ramazan ayında ise…

Oruç bizden öncekilere yazıldığı gibi henüz bize de yazılmadan önce (Bakara 183) Ramazan ne demekti ve bize de yazıldıktan sonra Ramazan ne oldu?

Bazı araştırmalara göre İslam öncesi dönemde de Ramazan, güvenlik demekti. Haram olarak kabul edilen üç ayların dördüncüsü olarak kabul edildiğine dair araştırmalar (Emrah DİNDİ , Cahiliye Araplarında Ramazan Ayı, İtİkâf ve Oruç ) mevcuttur. 

Ramazan, uzaklaşmak ve yavaşlamak demekti. İbadet edenlerin ibadetlerini arttırmaları ve daha özen göstermeleri, toplumdan uzaklaşmaları garip karşılanan türedi bir durum değildi. Bir anlamda Ramazan demek gece ibadeti ve itikaf demekti.

Sosyal yardımlaşma, zekat ve sadakaların verilmesi bu ay ile birleşmiş durumdadır. Hep mi böyleydi, İslam sonrası mı bu hale geldi; bu sınırı ayırmak zor görünmektedir.

Bir anlamı ile zühd, tefekkür, içe kapanma, dünya meşguliyetlerinden sıyrılmayı önceleme Ramazan ayı ile irtibatlı idi zaten. Öyle de devam etti. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Hira Mağarasına çekilmesi, kendisinden önce dedesi Abdülmüttalib ve bazı Haniflerin de buna benzer inziva deneyimlerinin olduğunu biliyoruz.

Ramazan Peygamber Efendimiz (s.a.v.) için İQRA’ demek oldu. Tekrar Et-Anlat  talimatı Oku/Tekrar Et-Anlat haline geldi.

Öyle düşünüyorum ki, vahiy sil baştan bir Ramazan ayı tasavvuru oluşturmamıştır. Var olan Ramazan ayı tasavvuru üzerine temellerini yükselterek nasıl bir dünya inşa etmek istediğinin mesajını vermiştir.

Bu dinin şemsiyesi altında şehirler, medeniyetler inşa edilmiş olsa da, kılıç gölgesinde ganimetler elde edilmiş olsa da özünde İslam/Vahiy dünyaya bulanmış ruhların gusül abdesti ile temizlenmesini murad etmektedir. Geçici ve kalıcı olana dair mesajında tercihini manaya, ruha ve ukba’ya yönelik kullanmıştır.

Göğüs kafesinde durmadan hareket halinde olan-deveran eden kalbin yavaşlamasını; uzay boşluğunda bir menzile doğru hızla akan Dünyaya rağmen durmayı öncelemektedir. İslam vahyinin anlamı bir Kızılderilinin dilinde de hayat bulmuştur: “Çok hızlı gittik, ruhlarımız geride kaldı.”

Yaşadığımız bu çağda bunun daha anlamlı olduğunu düşünüyorum. Dünya işlerimiz vaktimizden çok. Her birimiz bir devlet haline geldik ve yüz yıllık planlar yaparken bulduk kendimizi. Hızlı trendeki yolcular misali pencere dışında hızla akan dünyaya gereğinden fazla seyirci kaldık ve aslında çok derine daldık.

Biraz yavaşlamak, durmak, bir çok şeyi kısmak, yaşadıklarımızı sindirmek, yediklerimizi sindirmek, sabretmeyi kabullenmek, akşama dair planı eve gitmek olanlardan olmak, muhtaç durumda olanları gözetlemek, uzak ve yakın akrabalar ile bir araya gelmek için Ramazan ayını 11 aya serpiştirmek bu modern dünyada bizi biraz daha insan, biraz daha Müslüman kılacaktır sanki.

"Çay, dinlemek ve yazmak olmazsa kendimi kötü hissederim" diye düşünen biri...

Yorum yap