Kasım Süleymani, 1988’den beri İran Devrim Muhafızları’nın seçkin birliği olarak adlandırılan Kudüs Gücü’nün komutanıydı. Kasım Süleymani, İran lideri Hamaney’den doğrudan emir alıyordu. İran’ın Ortadoğu’daki en önemli komutanı olan Süleymani; İran’ın Ortadoğu’daki kılıcı olarak, diğer devletler tarafından ise hayalet general olarak adlandırılıyordu.

Kendi ülkesinde “İran’ın Ortadoğu’daki kılıcı” batılı askerlerin ise “Hayalet General” diye tanımladığı Kasım Süleymani İran’ın çıkarları neredeyse orada görev yapıyordu.
Kasım Süleymani, 11 Mart 1957 tarihinde İran’ın Kirman eyaletindeki Rabor şehrinde dünyaya geldi. Yoksul bir ailenin evladı olan Süleymani, ailesinin borçlarını ödemek için henüz genç yaşlarında çalışmak zorunda kaldı. Bu dönemde Kirman’a taşındı ve inşaatlarda çalıştı.

Hamaney ile olan münasebeti devrim öncesine dayanmaktadır. İnşaatlarda çalıştığı dönemlerde Hüccet Kamyab olarak adlandırılan vaizin sohbetlerine katıldı dahasında Hamaney’in öğrencilerinin bulunduğu sohbetlere katılmaya başladı. Hamaney’in Kirman eyaletine sürgüne gönderilmesi sonrası kendisi ile bağlantı kuran Süleymani daha sonra Hamaney’i hiç yalnız bırakmadı, iç ve dış siyasette hep destekçisi oldu.

1979 yılında İran İslam devriminden sonra kurulan İran Devrim Muhafızları’nda görev aldı. Tahranın gözüne girdiği ilk görevi 1979’da Mahabad Kürtleri’nin ayaklanmasını bastırmak için Süleymani ve birçok yakın arkadaşı ile bölgeye gönderildiği görevdir. Ayaklanma bastırıldığında henüz 22 yaşındaydı ama gösterdiği performansla Tahran’ın gözüne girdi. Mahabad’dan döndükten sonra Kirman’daki Devrim Muhafızları Kudüs Garnizonu’nun başına getirildi. Bunun akabinde ise İran nezdinde Süleymani’nin başarısı hep devam etti. Ardından patlak veren İran-Irak savaşında cephe hattında bizzat görev alarak tam anlamıyla rüştünü ispat etti.

1998 yılında İran devrim muhafızlarının Kudüs gücü komutanı olan Süleymani; Lübnan’da Hizbullah’la, Suriye’de Baas rejimiyle, Irak’ta Şii milislerle olan ilişkisi sonucu İran’ı bölgede söz sahibi ve etkin kıldı.

Süleymani’nin İsrail, ABD ve bölgedeki Arap devletleri istihbarat güçleri tarafından bir çok kez tehdit edildiği ve/veya suikast düzenlendiği ancak itibar edilmediği ve suikastlerden kurtulduğu iddia ediliyor.

Son olarak 2011’den sonra Suriye iç karışıklığı bahanesiyle Esed rejimine destek olma iddiasında bulunarak yoğun olarak bölgeye yerleşen Süleymani ve ekibi sıklıkla Suriye, Irak ve Lübnan’da aktif bir trafiği mevcuttu. Suriye’de ve Irak’ta var olma sebebini Daeş’in saldırgan politikalarına ve Şii nüfusu katletmesine dayandıran adını sonradan duyacağımız Haşd-i Şabi örgütü ile kendini sahada gösterdi ve Daeş’in varlık gösterdiği her alanda karşılarına çıktı. (Tabi Daeş alanı terk etmeye yüz tuttuktan sonra) Lübnan’da ise Hizbullah’i çalışmalar neticesinde beraber varlık göstermişlerdir.

Biz ise bölge halkları olarak bu isme çok hakim olmasak da bölgeyi anlamaya çalışan, neler olup bittiğini merak edenler bu ismi yakinen Suriye’den ve Irak’ın bazı bölgelerinden hatırlıyoruz. Suriye’de imza atmış olduğu katliamlardan, katlettiği erkek ve kadınlardan, kaçırdığı erkek bebeklerden biliyoruz. En son İdlip’te pazar yerine bombalı araçla düzenlediği patlamada 100’ün üzerinde sivilin öldüğü patlamadan biliyoruz. Güya Irak ordusunun Musul operasyonunu hatırlarsınız bundan tam 3 yıl önceydi. Operasyonun başında kim vardı biliyor musunuz? Süleymani vardı. Şimdi diyeceksiniz ki Irak ordusu diyorsunuz başında Süleymani var diyorsunuz. Irak ordusunun etnik ilişkilerini varın siz tahayyül edin. Neyse devam edelim. Ne yazık ki ezilmiş Musul halkı Daeş gelince ayrı Haşd-i Şabi gelince veya Irak ordusu gelince ayrı dayak yediler. Kadim Musul kalmadı. Daeş bölgedeyken siz Şii’siniz diyerek vurdu, Irak ordusu gelince siz Sünni işbirlikçilerisiniz diyerek vurdu. Musul’un etnik yapısı baştan aşağı değişti. Daeş Havice’ye yerleştiğinde Şii nüfusun hakim olduğu bölgede taş üstünde taş koymadı. Irak ordusunun Havice’yi kurtarma operasyonunda Şii nüfusu koruyacağım derken tuhaftır sizde işbirlikçisiniz diyerek Havice halkını katletti. Yani biz Süleymani’yi yakinen tanıyoruz efendim, eserlerinden biliyoruz kendisini.

Son olarak 3 gün önce Irak Bağdat’ta Abd büyükelçiliği’nin ve bayraklarının yakılması, askerlerine taciz ateşi açılması olayı Amerika nazarında bardağı taşırdığı ifade edilse de sokak gazetelerinde ”Aslında Amerika’nın Süleymani’den mütevellit İran Dış İşleri bakanına bir çok kez -Süleymani’ye hakim olun çok önümüze çıkıyor- gibi söylemler olduğunu; Buna cevaben -o bizden bağımsız çalışır direk Hamaney’le görüşür-” diye söylense de bu bağlamda gerçeği hiç bir zaman anlayabileceğimizi sanmıyorum. Sadece denklemler, tahminler üzerinden bir kaç fikir çıkarılsa bile somut veriler hep saklı kalacak gibi düşünüyorum.

Süleymani öldü haberi şüphesiz ki Ortadoğu’da son yıllarının en büyük haberi. Bu haberin iki izdüşümü var. Ya Amerika İran’la savaşmayı göze alıyor, ki bu zayıf bir ihtimal. Ya da büyük bir petrol tankerine bir sigara atıp geri çekildi, Irak’lıları da bunun sonuçlarını yaşamak üzere arkasında bıraktı.

Bütün bunların bağlamında ezilen Suriye ve Irak halkı adına Amerika’nın yaptığı bir operasyona sevinecek değiliz bu bir gerçek. Ancak kısaca bu ölüm üzerinden Amerika ve İran ilişkisini son tahlilde ele alacak olursak; savaş çıkacak söylentisi bir hurafeden ibaret gibi görünmekte, zira Amerika bunu göze alamaz ancak İran’ın prestiji söz konusu olduğu için bölgede bir kaç operasyon düzenlenecektir. Ancak 80’den beri her iki ülkenin bölgede var olduğunu düşünürsek ve sürekli tehditkar bir siyaset izlemelerine rağmen fiili bir hamle olmadığını ele alırsak bu durumunda yine Amerika ve İran’ın (sözde) vekalet savaşını Irak’ın üzerinden sürdürmesi kuvvetle muhtemeldir.
Sonuç olarak Irak ve halkını daha acı günler beklediği bir gerçek.

Avatar

Yazar, çayı sever, evli ve bir kız babası.

Kasım Süleymani Kimdir?” için bir yorum

  • Muhlis Uzun
    4 Ocak 2020 tarihinde, saat 09:42
    Permalink

    Evet merhum Kasım Süleyman yazısını dikkatli okudum.Konu bütünlüğü içinde toparlayıcı ve doyurucu bir yazı. Sayın emekle bilgiyi birleştiren yazara teşekkür ederim. Merhumun ölümü fevkalede kimini çok üzmüş kiminide fevkalade bayram ettiren bu ölümün kahramanı ne ABD nede Kasım Süleymanidir. …..

    Yanıtla

Yorum yap