Hassas olmalı İnsan.
Hatta aslında anlasana ya Beni Adem! Kaydeden Biri var.
“…Derler ki: “Eyvahlar bize, bu kitaba ne oluyor ki, küçük büyük bırakmayıp her şeyi sayıp döküyor?”…(Kehf Suresi/49)

Hızla ilerleyen arabanın camından dışarıyı izliyorum. Aslında önce sadece görüyorum. Gözüme, yol boyu atılan çöpler/çöp yığınları ilişiyor. İnsanoğlu/İnsankızı varlığını nasıl da hissettiriyor. Gördüklerimi izliyorum o zaman. Vardığım yer, insanın varlığı. Ah o varlık kokusu. Beni Adem, varlığını nasıl da hissettiriyor. Bu umarsızlık, bu aldırmazlık, bu bırakıp gitmeler… Ah bu sırtını dönüp gitmeler…
Dönüp gittiğinde, gözü görmeyince; yok olacağını mı zannediyor? Ondan mı acaba, kadim ataları “görmeyince” Rabbi, inkar ededurdular.

Yol kenarına bırakılan çöpler gibi olabiliyor anılar ve yaşadıklarımız. Gelip geçen çoksa ya da delip geçen; birikir… Bir yerden çok geçiyorsak; en çok o zaman birikir birikenler.
Neden aldırmaz ki insan! Varlıkta hiçbir şey yok olmuyor. Çöpünüz yerde, bakışınız-sözünüz yürekte öylece kalıyor. O nedenle tutmalı insan, tutmalı elini-dilini-gözünü.
Ah o birikmişliğin keskin kokusu!

Çocukluğumdaki kokuyu arıyorum. Gözümün gördüğü dünyayı ve o dünyayı gören beni. Büyümek, görmek, koklamak, bilmek… Belki de tüm bunlar “varlığın” diyetidir mahşerden önce.
Biliyorum, hep başkasının biriktirdiklerinden, artıklarından bahsettim. İnsan ya bu, hep nefsini temize çıkarmak ister. Ya benim bıraktıklarım, ardımda kalanlar… Yok mu hiç???
“Cevabı verilmemiş soruların diyetidir
Cevabı alınamayacak sorular?”

Ne zaman yerde, yol kenarında çöp görsem ve cevabı olmayan sorular sorsam; göğe bakarım. Bir söz, bir ses, bir cevap…
Neden?
Ah o ardından gelen sessizlik. Sanırım anlıyorum;
“İncittiğim ve hürmetine kastettiğim kelimelerin diyetidir belki de sessizlik.”

Bu sessizlikte, farkına vardığım tek şey; Galiba Geç Kaldım.

Atılası o kadar çok şey birikmiş ki ruhumda.
Ne bana ne sana yer kalmamış ey…!
Geç mi kaldım atmak için, yoksa gücüm mü kalmadı!
Heyhad,
Bilmek için bile geç.
Meğer taşımak ne zormuş yorgun argın gönlüme yüklediklerimi.
Ateşine odun taşıyan hamal olmak; içimdeki ateşin diyeti olsa gerek.
Sanırım yanmak için bile geç!

Kasım Kurt

1981 Erzurum İli Karayazı İlçesi doğumluyum. Lise öğretmenimin tabiri ile "Türkiye'nin Çatısı" gibi yüksek rakımlı bir yer olduğu için ömrüm üşümekle geçti. Ondan mıdır bilmem Liseyi bitirdikten sonra Üniversiteyi Adana-Çukurova Üniversitesinde PDR Bölümünde okudum. Öğretmenliğimin bu yıllarını da Bursa Orhangazi'nin sıcağında geçirmekteyim. Evli bir çocuk babasıyım.

Yorum yap