Düşün ve Kalk

Sorumlu, şahsiyetli ve bilinçli bir insanlık için…

Aslında Her Şey Olması Gerektiği Gibi!


Sözüm ona bugün yalnız gezmeyi sevenlerin gözünden bakmak istedim Dünya’ya, “Gerek var mıydı doğanın eşsiz büyüsüne kapılıp gitmeye?” diyerek!

Bazılarımız için bisiklete binmenin önündeki en büyük engel, başıboş sokak hayvanları veya hiç tatmadığı doğada yalnızlık korkusundan başka bir şey değildir.

Her zaman söylerim: “Köpeklerden korkmayın, onların sizden korkusu daha fazla.”

Bir cesaretlenip heyecanla bisiklet alırsınız ve tam zamanı diyerek hazırlanıp atlarsınız bisikletinize. Evden biraz ilerledikçe fren yapmanıza vesile bir köpek çıkar karşınıza, bazen iki, üç, beş… Sayısı belli olmaz. “Hani kavgada yumruk sayılmaz.” derler ya, o misal. Gördüğünüz manzara karşısında durup ne yapacağınıza karar vermek istersiniz: “Geriye mi dönmeliyim, ilerlemek için korkularımın üzerine mi gitmeliyim?” diye. Karşınıza çıkanların bakışlarında zaman daralır sizin için. Hızlıca karar vermek zorunda kalışınızla alınan ilk karar, dönüş yaptırır istemsizce, sonraları dostunuz olacakların karşısında. Bir kaç gün sonra tekrar binmek için hazırlık yaparsınız bisiklet için ve önünüz ardınız, tedirgin hissinizden cesaret alan köpeklerle dolu olduğu için geri dönüş yolunuz kapanmıştır. Her zorluk ayrı bir güç verdiği gibi başarı da getirir insana. Çevrenizdeki köpekleri kovalamak için yüksek sesler çıkartarak ilerlersiniz, bir elinizde yerden aldığınız sopayla, bir elinizde bisikletinizle. Bir iki derken bir bakmışsınız: “Selam ıslak burun, günaydın!” demeye başlamışsınız, korkmamanız gereketiğini anladığınızda korktuklarınızdan.

Bir kaç geçişten sonra kimseden yardım almadan köpeklere karşı olan korkunuzu yenmiş olduğunuzu fark edeceksiniz. Hatta birbirinize öylesine alışmış olacaksınız ki bazı günler size yoldaş olmaya başlayacaklar. Öyle ki artık sizi gördüğünde bir başka gözle bakarak koşmaya başlarlar üzerinize, “Nerede kaldın?” der gibi, ayaklarınızın dibine gelip. “Selam ıslak burun, bugün nasılsın?” dersiniz, can yoldaşı olup yol boyu sohbet etmeye başladığınızı fark edersiniz. Öyle bir gün gelir ki her gün karşılamaya gelen can yoldaşı, sohbet arkadaşınızı göremezsiniz, çevirdiğiniz her pedalda etrafınızı kolaçan edersiniz seslenerek, nerede kaldı diye. Öylesine alışmıssınızdır ki dün korkusundan yanından geçemediğiniz köpeğin bugün yanınızda olmayışına üzülürsünüz. “Riyasız, çıkarsız can yoldaşım, sohbet arkadışımdı.” der yüreğinizin derinlerinden hüzünlenirsiniz.

Doğa, güneş, kuşlar ve yollar olmasını hayal ettiğiniz kadar güzel olsa da, görmeye alıştığınız, size arada bir can yoldaşı olanı göremeyişinizle gününüz buruk bittiği de oluyor. Ve işte tam burada başlıyor hayat, korktuklarımızın dünyada en son korkulması gerekenler olduğunun farkına vardığımızda, geç de olsa!

Farkındasınız değil mi sadece Dünya kendisi için dönmüyor Güneşin etrafında, her dönüşte bize ayrılan süreden de bir pay alıp gidiyor. Açıkçası bilmiyorum, bunca ön yargımızın arasında yaşamadan kaybettiğimiz bazı zaman dilimlerinin artık geri gelmeyeceğini anladığımızda hayatımızda neleri değiştirmeye çalışacağız ve neleri değiştirebileceğiz? Ben okuduklarım, işim dışında bisiklet sürmek amacıyla bulduğum her fırsat için beni kusursuz donanımla yaratan RAB’bime hamd ederim. Çünkü doğa öylesine gizemli muhteşem bir yer ki, tv’lerde gördüklerimiz basit kalıyor. Bazen evinizin balkonundan burun kırarak baktığınız yerlerin dahi yakından eşsiz olduğunun farkında oluyorsunuz. Attığınız her adımda, çevirdiğiniz her pedalla her yeri kendi gözlerinizle görüp kendi kulaklarınızla duyuyorsunuz tüm gizemli sesleri/ sessizliği. Bazen kendinizi öylesine kaptırıyorsunuz ki farkına sonra varıyorsunuz, sanatkârın sanatına duyduğunuz hayranlıkla bildiğiniz sureleri okuduğunuzun! Hasılı her adımda anlatımına doyum olmayan güzellikleri yaşıyorsunuz ruhen ve fiziksel olarak.

Neyse, biz her uzun turdan sonra aynısını söyleriz: “Bu son olsun! Gerek var mı doğanın eşsiz büyüsüne kapılıp gitmeye?” Sanırsın dönüşte karşımıza çıkacak tüm zorlukları bir başkası çekecek. Ne sohbet edecek biri, ne olası bir durumda yardım edecek bir insan var etrafınızda!

Farkında olduğunuz tek gerçek, ilk korkuyu atlatıp kısa keşiflerden sonra başladığınız asıl hikayeniz… Artık yakın çevreler kesmiyor olacak, vakti bol olanlarımız için. Biraz daha, biraz daha diye diye öylesine ilerlemiş oluyorsunuz ki bir tek çevirdiğiniz pedalın sesi yankılanıyor olacak kulaklarınızda, bir de teker altında kırılan çalı çırpı sesleri. Tüm bu sessizliği bozan tek şey, kendi sesiniz oluyor sonunda.

Öylesine yüksek sesle bağırıyorsunuz ki bazen: “Ey harikalar diyarı! Geç de olsa sana geldim!” diye. Durduğunuz yerde sesinize karşılık beklemeyin, ortalık öylesine sessizdir ki duyacağınız tek ses ya nefes alış verişiniz ya da sessizliğin verdiği ürpertici gücün karşısında vücudunuzun ürperen sesidir. Bazen yüreğinizin derinliklerinde öyle bir ürperti hissi yayılır ki acımasız sessizlik karşısında tüm bedeniniz ürperir istemsizce.

Yaşanan tüm bu sessizliğe rağmen durmak yerine pedalları çevirmeye devam edersiniz, daha derinlere. Öyle ki, doğanın büyüsüne kapılıp ilerledikce kuş seslerinin arasında canlı sesle duymadığınız başka sesler duymaya başladığınızda her seste ayrı bir heyecan kaplar yüreğinizi. Böyle geçer, doğayla başbaşa, günler günleri kovalarken.

Gün gelir şöyle bir bakarsınız ardınıza, çok şey değişmiştir. Eski duygu ve korkularınızdan eser kalmamış, yepyeni duygularla bir başka insan olmuşsunuzdur. İlk zamanlar mahalle balındaki köpeklere olan korkusundan bisiklete binemeyen, şimdi civar dağların kaşifi oluvermiştir.

Bisiklet üzerinde doğadaki canlıları bir başka sevmeye başlarsınız.

Hepimiz biliyoruz ki hayatımızda başımıza gelen tüm güzellikler küçük bir adımla başlıyor.

Eminim farkındasınızdır, konu ne olursa olsun korkularımızı yenmek sadece bize bir şey kazandırmakla kalmıyor. Bir bakmışsınız birtakım korkularından dolayı yalnız başına yürümeye, bisiklet kullanmaya cesaret edemeyenlere örnek olmuşsunuz. Unutmayın, konu ne olursa olsun kazanılan her başarı bir başkasının hayatının değişimine etki edecek, adım atmasına örnek olacaktır.

Kısacası ufak ya da büyük, hiçbir başarının sadece bizimle sınırlı kalması mümkün değil.

Diyoruz ki: “Başarı bulaşıcıdır.”

Elde ettiğiniz başarılar çevrenize, aile bireylerinize örnek olacaktır.

Ve son olarak şunu diyebiliriz, hayatımızda elde ettiğimiz başarılar, bir başka başarı hikayesinin ilk adımıdır!

Bir başarı hikayesi de sizden olsun, Vesselam.

Evli, bir kız, iki erkek evlat nasip olan 1968 Fatsa doğumluyum. İlk ve orta okulu Fatsa'da okudum. Uzmanlığım var mı yok mu bilemem, yaptığım işimde lakaytlığa yer vermem. Sevdiğim sporu mesleğim haline getirdim. İki günde bir sabah saat altı gibi bisiklet turumu yaparak güne başlıyorum. Kişisel gelişim, insanları birbirinden ayrıştıran zihin yapısını körüklemekte. Bizleri büyütenler, eğitenler tek tek eğitip büyütmedi. Ben evlatlarımızı yalnızlığa, haris olmaya sürükleyen kişisel gelişim saçmalığına karşıyım. Başarı tek başına olmaz, her insanın elinden tutanlar olmuştur. Üzerimde emeği olanlara saygım, sevgim ebediyete kadar bakidir. Yazılara anlam yüklenmesi yazandan çok okuyan için önemlidir. Anlam yüklü değilse makale, muhatabı önemsizdir. Vesselam!