“Bisiklet ayrıcalık” deriz kendi aramızda.
Bireysel yapılabilecek, zamana en az ihtiyaç duyan en güzel spor dalı ve ulaşım aracıdır. Zürihli bir psikiyatrın kaleminin ağırlıklı olduğu kazanımlarımdan bir kaç satır aktarmak istiyorum değerli dostlarım.
Bir insan uzun süre aynı evde oturursa, o ev onun beynini değiştirmeye başlar.
Son enerjini de toplayıp dışarı çıkınca, beyninin yeniden “nefes aldığını” hissetmen çok zaman almayacak emin ol.
Hareket kabiliyeti için onca mücadele edenlerin emekleri boşuna değil. Bir sabah gün doğumunda kendinizi doğanın kucağına attınız mı? Hiç fark ettiniz mi, kısa bir yürüyüşten sonra evinizin havası bile başka kokar, sanki beyniniz tamamen yenilenmiş gibi hissedersiniz. İnsan haftalarca evden neredeyse hiç çıkmayınca, vücudumuzun sinir sistemi en temel yakıtlarından birini kaybeder: Çeşitlilik.
Beyin bir kas gibidir. Yeni ışık, farklı sesler, taze hava, hareket, koku… Bunlar gelmediğinde dopamin düşer ve içten içe ağır bir durgunluk başlar. Bu sadece basit bir can sıkıntısı değildir. İnsan’ın bilişsel performansı düşer. Dikkati dağılır, hafıza zayıflamaya başladığında kafasında bir tür yapışkanlık hissi oluşur.
Berlin’de yapılan bir çalışmada, bir ay boyunca evden minimum çıkan kişilerin üç hafta içinde yüz ifadelerini ayırt etmede kötüleştiği gözlemlenmiştir. Bunun sebeplerinden biri de beynin sosyal sinyallere odaklanan devrelerini kısıtlamasıdır. Bu ne tembellikten meydana gelir, ne de içe kapanıklılıktan.
Dış uyarıcı hareket olmayınca beyin kendini enerji tasarruf moduna geçiriyor. Evde kendinizi ne kadar iyi hissederseniz hissedin, beden yetersiz ışık ve hareketi kaydediyor. Serotonin azalıyor, uyku bozuluyor, stres hormonları artıyor. Evden çıkmayan insanları gözlemlerseniz çoğunluğunda yorgunluk, halsizlik ve başarısızlık hissi oluştuğunu göreceksiniz. Beyin konforu güvenlikle karıştırıp gelişimi durduruyor. Dış dünya olmayınca zihin kendi kendini çiğnemeye başlıyor. Psikiyatrlar bu oluşumu “yumuşak izolasyon” diye tanımlıyor. Tehlikeli olan tarafı, geç fark edilmesi. Önce huzur gibi gelir. Sessizlik, kontrol, kendi düzenin… Sonra yavaşça tahammülsüzlük, isteksizlik, toplanmakta zorlanma… Beyin evin metrekaresi kadar küçülmeye başladığı için dışarıyı tehdit gibi görmeye başlar.
Çözüm, hem basit hem zor: Dışarı adım atmak Bir amaç için değil, ufacık bir temas için. Sadece yürümek, rüzgarı hissetmek, insan seslerini duymak, ışığı değiştirmek için müziksiz yürümek…
Belki de hayata dönüş motivasyondan değil, kapıdan atılan küçük bir adımdan başlıyordur.
Böyle bir düşünce…
