Nereden başlanır, bu devasa karanlık ağın hangi ucuna dokunulur ve hangi cümlelerle ifade edilir bilemiyorum.

Karşımızda öylesine büyük bir dosya var ki…

Bu olaya “sapkın milyarderler topluluğunun gizli dünyası” demek, hem masum kurbanlara hem de tarihi gerçeklere haksızlık etmek olur; çünkü bu adada ve bilmediğimiz başka yerlerde dönen olaylar bugün başlamış bir sapma değil, kökleri binlerce yıl öncesine uzanan, insanlık onurunun kurban edildiği korkunç büyüklükteki kadim geleneğin günümüze uyarlanmış uzantısıdır.

Temellerinin binlerce yıl evvel atıldığı bu sapkın zihniyet, her dönemde insanoğlunun arasına gizlenerek insanlığın en değerli varlığını yani insana Allah tarafından verilen en güzel ve en mükemmel biçim olan Ahsen-i Takvim’i bozmak için çalışmakta.

Musa peygamberin, Rabbinden aldığı ilahi buyrukları halkına iletmek için Tur Dağından döndüğünde, paganist ruhlu bir takım sapkının, kendi elleriyle, altın ve mücevherlerle yaptıkları ‘buzağı’ putuna taparken karşılaştığı manzara ile bu sapkın adada olan biten ahlaksızlıklar arasına açık bir bağ var.

Gücü ve zenginliği ilahlaştıran, zulmü ve adaletsizliği normalleştiren bu zihniyet, “mücadele edecek zihinler inşa etmek için gönderilen peygamberlerin” çoğunluğunun imtihanı olmuştur.

Evet, biz şeytanı bize vesvese veren ve biz Allah’a yakınlaştıkça bizden uzaklaşan bir varlık olarak tahayyül ederken o şeytan Âdem ile savaşını yine Adem kılığındaki insan üzerinden yapmakta bin yıllardır.

İnternet, sosyal medya, televizyon ve iletişim araçlarının henüz var olmadığı, çok da uzak olmayan bir çağda, İblis’in “görevini” basit şekillerle sunması ve “Âdem’in ilahi bağlarını koparması görevini” yerine getirmek için yeterli gelirken; son çağda görevini, içimizde yaşayan ve Âdem sandığımız “yeryüzündeki dostları” ile yapmakta olduğunu görüyoruz. (Nisa/76)

Yüzyıllardır beslediği ve oluk oluk kanlarla kurduğu Batı medeniyetini, asli amacını yerine getirmek için kullanmakta olduğuna şahitlik ediyoruz.

En büyüğü sandığımız son günlerin konusu ortaya çıkmadan evvel de:

Sömürge imparatorlukları eliyle insan olan Âdem ırkının belki de yüzyıl sonrasını bile çalmış.

Yönetimleri çok kanlı darbelerle dizayn etmeye çalışmış.

Dünya savaşlarını bile kendi emelleri uğruna kullanmış.

Yetmemiş dünyanın huzurlu olabilecek her yerinde terör örgülerini beslemiş.

Bu terör örgütleri eliyle milyonlarca Âdem olan insan ırkının kanını dökmüş.

Gazze’yi ayinler eşliğinde bombalamış.

Kâbe’nin örtüsünü bile ritüellerinin bir parçası haline getirebilecek kadar ileri gitmiş.

Ve elde ettiği bu ahlaksız yükselişin karanlık köşelerinde planlarını uygularken, bize sadece ışıklı yönünü gösterip iyice kamaştırmış gözlerimizi.

Ve çağa ayak uydurarak öyle yöntemler geliştirmiş ki insanlığı kendisi için yaşayan köleler gibi kullanmaktan geri durmamış.

Kısacası:

Milyonlarca “Âdem” olan insan ırkının kefenini, yine Ademoğlu eliyle ilmek ilmek ördürmüş.

Reşit olmayan çocukların istismarını, kafa dağıtmak olarak nitelendiren bu ahlaksız iblis topluluk, servetlerini bile bizim ellerimizle biriktirmişler.

Dünyanın nispeten temiz zamanlarında söylenen ‘Müslüman aynı yılan deliğinden iki kez ısırılmaz’ sözünü de unutturarak bizi yılan deliğinde yaşamaya zorlamışlar.

Karşımızdaki devasa gücün, öyle yenilmez olduğunu da düşünüp endişelenmeyin.

Kavli duadan fiili duaya acilen geçme zamanlarındayız.

Boykotun amacının bu sapkın milleti ‘sadece’ ekonomik olarak zayıflattığı algısından kurtulmalıyız bir kere.

Çünkü boykot sadece onları zayıflatmakla kalmıyor bizi de ruhen ve bedenen güçlendiriyor.

Özellikle bu sapkın zihniyetlerin bize sunduğu hiçbir şeyi yememeliyiz.

Hızlı yemek sunan firmalardan uzak durmalıyız. Yani fast food adı altında bize sunulan hiçbir ürünü kesinlikle almamalıyız.

Sana yaşam hakkı sunmayan bir zihniyetten sana değerli ve faydalı olanı sunmasını beklemek abesle iştigaldir.

İnsanların neden bu kadar hissizleştiği, saldırganlaştığı şimdilerde daha iyi anlaşılıyor.

Çocukları kesinlikle sosyal medyadan ve telefonlarda gizlenmiş bu bataklıktan kurtarmalıyız.

Savrulmadan, dağılmadan hakikate birlikte tutunmalıyız. (Ali İmran/103)

Zira küçümsenen şeyler çoğu kişi tarafından yapılınca sanıldığından büyük etkiler oluşturuyor. 

Vesselam.

Allah'ın kulu

Yorum yap