Paylaş

Derler ki, batı aklı “Tanrıyı Öldürdükten” ve dolayısı ile öte dünyayı yok ettikten sonra, ahirette cennete kavuşmak yerine dünyada kendi cennetlerini yaratmaya karar vermişler. (Dolayısı ile cehennemi de ihmal etmemişler ve öteki olarak gördüklerine de onu layık görmüşler. Lakin konumuz o değil.) Bunu da kısmen başarmış görünüyorlar.
İnsan psikolojisinin doğal bir yapısı olsa gerek, sonra diye bir algısı yoksa her şeyi şimdi ister. İyiyi, güzeli, hakkını, hayatını, adaleti, intikamı, cezayı; kıyamete ertelenebilecek her şeyi bir anlamda.

Bizde ise durum daha farklı seyretti. Dünya ve ahiret arasında kurulması gereken denge, İslam Aklı için kadim bir sorundur. Geçici olan/kalıcı olan, din/dünya, Peygamberin din konusunda hükümleri/dünya işleri konusunda hükümleri, ‘hiç ölmeyecekmiş gibi dünya için/yarın ölecekmiş gibi ahiret için, mağrur olma padişahım senden büyük Allah var… gibi sözler ve alıntılar aslında dünya ve ahiret, İnsan ve Allah arasındaki dengeye dairdir.
Kılıç ve taht bizde iken ve fermanımızın yankısı dünyayı sallar iken bu dengedeki dengesizlik bizi fazla sıkıntıya sokmuyordu. Belki dünyada cenneti yaşamıyorduk; ancak başkaları dünyamızı bu kadar da cehenneme çevirmiyordu. Aslında benim asıl ilgilendiğim şey, kudretli devletlere/hükümetlere sahip olmanın önemi değil. Lakin konu buraya da değiyor işte.

Ben aslında şunu sorguluyorum ve Müslüman Aklına şunu soruyorum: İnsan yaşamı ihmal edilebilir mi? Ya da neyi ihmal edebiliriz? Peki, kimin adına/neyin adına?
İnsan yaşamı derken kastettiğim şu: Cennet var diye ötelediğiniz her şey, o hayatın şimdi ve burada hakkıdır. Kişinin de onları şimdi ve burada istemesi hakkıdır. Hali hazırda fiili anlamda yeryüzünü Tanrı yönetmiyorsa, Tanrı (maksadım sadece İslam olmadığı için Tanrı) adına hangi şey ihmal edilip ötelenebilir:
Adalet mi?
İnsanca muamele mi?
Ekonomik haklar mı?
Siyasal haklar mı?
Sosyal ilişkilerdeki hassasiyet ve gasp edilen haklar mı?
Görevini yapan bir belediye, temiz ve insancıl şehirler; kendi onurlarını partilerinden aziz bilen insanlar
Sokaklar, parklar, bahçeler, rüşvetçi yapımcıların elinden feryad eden evler-binalar
Dolmuşun ve taksinin şoförü, nezaketten nasibini almamış yolcusu…
Gözümüze, ağzımıza, burnumuza saldıran bunca çirkinliğe karşı suskunluğumuzun ve kabullenişimizin mazereti ne ola ki?
Bu kadarı yeterli, bu bizim neyimize yetmiyor ki, bunu bulamayanlar da var, çok lüks olmasına gerek yok, her şeyi bu dünyada bulamayız asıl yer ahiret aradığımız orada, bunun hesabı kıyamette sorulur Allah’a ne cevap verecekler bunlar… sözleri ile insan yaşamına dair bir çok şey ihmal edilmekte. Hem söz sahipleri tarafından ve hem de muhataplar tarafından.

İslam Fıkıh Usulünde üç terim vardır: Zaruriyat, Haciyat ve Tahsiniyat.
Zaruriyat: İnsan Yaşamı için zaruri olan şeylerdir. Yeme içme, su ve hava gibi
Haciyat: İhtiyaçları ifade eder. Mal mülk, mesken ve binek sahibi olma gibi
Tahsiniyat: Yaşamı estetik, nezih ve güzel kılan şeyler. Sofradaki tatlı gibi, kıyafet edinme harici temiz ve güzel kıyafet edinme gibi.

Toplumsal hareketleri yönlendirenler, kitleleri eğitmekle mükellef olanlar Reel İslam Aklının ve Müslüman yaşamın hep zaruriyat seviyesinde kalmasını teşvik etmişlerdir. Haciyatı bulundukları asra, zaman ve zemine uygun olmayan şekilde tarif etmişlerdir. Tahsiniyatı ise israf ve lüks olarak damgalamışlardır. Hâlbuki yeryüzüne bakın bakalım, tabiatın ve gökyüzünün bizatihi kendisi Tahsiniyat ile dolu değil midir? Allah’ın ihmal etmediğini kullar neden ihmal eder ve ihmal edilmesine tahammül eder.
İster İslam Aklı diyelim ister Doğu Aklı diyelim, hâlihazırda yeryüzünü cennete çevirmeyi hayal etmeyen; zaruriyetleri-ihtiyaçları ve estetiği ayrılmaz bir üçlü olarak görmeyen bir akıl; yeryüzünün cehenneme dönmesine seyirci kalmak zorunda olacaktır. Ve yokluğu hep erdem olarak görecektir.
Bir Müslüman tüm insani haklarını kıyamet gününe ertelemeden, şimdi burada talep etmeye/kendisine yakıştırmaya başlamazsa sonucunu
TOKİ’nin ev yapma mantığında
Belediyecilik ve şehircilikte
Hastanelerde ve mahkemelerde
Hanesinin içinde anneliğinde ve babalığında çekmeye devam edecektir.

"Çay, dinlemek ve yazmak olmazsa kendimi kötü hissederim" diye düşünen biri olmak gibi bir serüveni olan biri

Yorum yap