Big Bang, Tanrı’nın Yaratılış Planı Olabilir mi?


Big Bang konusu eski tarihlerden itibaren bir çok fizikçi, düşünür ve özellikle materyalist kesim tarafından geniş kapsamlı olarak araştırılmış ve bazı konularda kendilerince kesin bir yargıya varılırken bazı konularda ise hala çözülemeyen bir çok konuyu geride bırakmışlardır.

Özellikle ateist-materyalist-natüralist kısım tarafından ağızlardan düşmeyen Big Bang teorisine kısa bir değineceğim.

Big Bang Teorisi (Büyük Patlama) ilk olarak  1922 yılında Alexander Friedmann tarafından ortaya atıldı.

İlk andan itibaren evren tekil yoğunluktan genişlemeye başlamış, hızla devam eden genişleme sürecinde zamanla atom çekirdeklerinin (hidrojen, helyum ve çok az lityum) oluşabileceği kadar düşük yoğunluk ve sıcaklığa ulaşmış, yeterince genişledikten sonra ise bu hidrojen ve helyum gazlarının kütleçekimsel etkilerle kendi üzerlerine çökmeye başlaması sonucu oluşan patlamayla birlikte ilk yıldızlar ve galaksiler oluşmuştur.

Evrenin, dünyanın ve canlıların tesadüfen oluştuğunu savunan ateist kısım yukarıda bahsettiğimiz Big Bang teorisi ile kendi fikirlerini ispatladığını düşünürler. Big Bang teorisini tesadüfler silsilesi ile oluşmuş bir olay olarak ele alırlar. Geçmiş tarihlerden itibaren birçok astro fizikçi dünyanın ve canlıların gerçekten tesadüfen oluştuğunu açıklamak için big bang teorisini göstermişlerdir. Düşüncelerin şartlanmasının aksine olaya diğer açıdan bakan azınlık bir kesim vardır.  Diğer açıdan ibaresinde bahsetmek istediğim;

Big Bang teorisinin Tanrının (Yaratıcının) evreni ve insanları meydana getirmek için oluşturulmuş bir yaratılış planı olabileceği ihtimalleri üzerinde hiç durulmamıştır. Yaratıcıya inanan kesimleri ele aldığımızda Big Bang teorisinin, dini yaratılış ile çelişen bir unsur olmadığı açıktır. Bahsettiğim olayların kendi fikrim ve birikimim olduğu, kesinlik ifade eden bir durum olmadığı ortadadır. Savunduğum olay sadece fikir yürütme ile ortaya atılan teorilerden ibarettir. Bunlara kesinlik yüklemek zaten saçma ve anlamsızdır.

Genel olarak baktığımızda ortaya atılan Big Bang teorisi tamamen ateist kesimin elinde oyuncak olmuş ve yaratıcıyı inkâr için kullanılan bir teori haline gelmiştir. Bunun aksine Big Bang teorisi tanrının, canlılığı ve evreni meydana getirmek için uygulanan bir yaratılış planı olduğu teorisi üzerinde durulmamıştır. Her ne kadar durulmamıştır desem de bu konu ile ilgilenen azınlık diyebileceğimiz astro fizikçiler mevcuttur. Bunlardan biri de neredeyse herkesin tanıdığı Albert Einstein’dır.  Kabullenilmiş ve şartlanmış yargıları yıkmak zordur. Birey zihnini X unsurunun X olduğuna şartlandırmışsa X unsurunun aslında Y unsuru olabilme şansını düşünemez. Bu yüzden tabu haline getirilmiş düşünceler kırılması en zor olan düşüncelerdir. Yazımı Albert Einstein’ın sözü ile bitiriyorum:

Ön yargıları yok etmek, atom çekirdeğini parçalamaktan daha zordur.

Ferdi YAPICI

Hemşirelik bölümü mezunu ve şu an Çanakkale On Sekiz Mart Üniversite'sinde Tıbbi Laboratuvar öğrencisiyim. Bilim - Din ilişkisi alanında çalışmalar yapıyorum. Yaptığım çalışmalar ile vardığım sonuçlara yazılarımda yer veriyorum.

Yorum yap